Vurulduk

Seni anlatarak başlamak isterdim; sayfalar ve sayfalarca... Buradan başlardım ve 150. sayfada bitirebilirdim / ve 150. sayfada buluşabilirdik. Ne tuhaf gerçekleşmemiş yada gerçekleşme ihtimalini naif bir hüzne dayandırdığım bu "seni anlatamama" telaşım, aslında ellerimle kelimelerimi boğuyor - aslında hayır, bu çok şiirsel bir ölüm olurdu benim için - bu senin için olmalı ve ellerim beni boğmalı. Yine de bir nefeslik değildir hayatın, bence sen, pamuk iplikleriyle bağlı değilsindir hayata - yani nefes bir ateşi büyütebilir ancak / nefesin. Şimdi seni yine anlatamayacağım ve sen bu kitabın satıldığı tezgahın önünden geçmeyeceksin. Böyle ihtimaller bizim için gerçekleşmesi imkansız bir düş olabilir ancak. Dur bir dakika, gerçekleşme ihtimalinden bahsetmiştim değil mi? Hani şu seni anlatamayacağımı söyleyip aslında Kafka'dan Milena'ya mektuplar gibi sana dair yazınsal bir romantizm yaratma çabamdan hani? İşte bu yüzden o tezgahın önünden geçeceğini biliyorum. Korkma. Ne yazık ki seninle 150. sayfada buluşma ihtimalim, gerçekleşecek bir naif hüzünden daha çok şey hak ediyor. Peki ne olacak bize?