Uyku
Örneklerle açıklayamazsın. Ölüm değişmez. Kimi kaybettiysen onun dışında herkesin sesi kalır. Her şeyin sesi kalır o an. Buna rağmen en zoru hala hatırlamaya çalışmak sesleri. Uyku sesi silah sesine sarılır bir süre sonra. Unutkanlık başlar.
Defa
Yazdıklarımın bir anlamı yok
renklerin solduğu gün gibi terkedilmiş
bir daha asla böyle yalnız hissedemezsin
çünkü yalnızlık da sadece bir defa bırakır tüm kasvetini vücuduna
sonra alışırsın
renklerin solduğu gün gibi terkedilmiş
bir daha asla böyle yalnız hissedemezsin
çünkü yalnızlık da sadece bir defa bırakır tüm kasvetini vücuduna
sonra alışırsın
Radde
Pişmanlıkla dolu sular taştı
kapıma gelen dilenci gözlerini bıraktı
kim daha sarhoş
yalpalayan ağızlar
akşamın süsleri
göğsümde inleyen güneş
öldü kalabalıklar
sesler yükseldi
kuşlar dallara bıraktı kanatlarını
şarkılar siyah
dua eden balıklar
sırtı sıvazlanan avcılar
sevdalar ve ağıtlar
kimsesiz evler
toprak altında
kapıma gelen dilenci gözlerini bıraktı
kim daha sarhoş
yalpalayan ağızlar
akşamın süsleri
göğsümde inleyen güneş
öldü kalabalıklar
sesler yükseldi
kuşlar dallara bıraktı kanatlarını
şarkılar siyah
dua eden balıklar
sırtı sıvazlanan avcılar
sevdalar ve ağıtlar
kimsesiz evler
toprak altında
Etiketler:
art,
artdepi,
blog,
darkart,
Deneme,
edebiyat,
facebook,
hikaye,
karanlıksanatlar,
kirjallisuus,
literature,
Öykü,
pınarince,
sanat,
story,
Şiir,
taide,
talvi,
tarina
Gece Hikayeleri 3
Av zamanı kışın yorucu taraflarını düşünmez insan. Av onun için karanlık gecenin yaktığı bir ateş gibidir. Gücün ve öfkenin tek bir noktada buluştuğu o an kaybettiğin her şeyi avınla birlikte yeniden kazanırsın. Köyün erkekleri perçinlenmiş körlüklerini buraya getirir ve alacaklılardan kurtulmanın verdiği rahatlıkla karın üzerinde çırılçıplak yatarlardı bir süre. Farkına varılmayan çılgınlıklardan ilki böyle bir gecede başlamıştı.
Erdon, Renag, Seyub artık karın derilerini yakmaya başladığı an kalkıp giyindiler. Isınmak için biraz şarap akıttılar minik taslara. Konakladığımız yerin hemen yakınında küçük bir mağara vardı. Köyün çocukları ekin zamanları tarladan aşırdıklarını buraya getirir pazarcılık oynarlardı. Diğerleri şaraplarını içerken mağaranın bulunduğu taraftan sesler işittim. Sesler inleme gibi geliyordu. Kalktım ve o tarafa doğru yürümeye başladım. Yaz olsaydı gürbüz çalılardan yürümem zor olurdu fakat bu sefer kışın ağırlığı altında ezilen dallar yolumu yakın kıldı.
Mağaranın önüne geldiğimde turuncu bir ışık yaladı yüzümü. Uzaktaydım ama sıcaklığını hissedebiliyordum. Biraz daha yaklaştığımda gördüklerim karşısında ayakta duramadım. Dizlerimin üstüne yığıldım.
Erdon, Renag, Seyub artık karın derilerini yakmaya başladığı an kalkıp giyindiler. Isınmak için biraz şarap akıttılar minik taslara. Konakladığımız yerin hemen yakınında küçük bir mağara vardı. Köyün çocukları ekin zamanları tarladan aşırdıklarını buraya getirir pazarcılık oynarlardı. Diğerleri şaraplarını içerken mağaranın bulunduğu taraftan sesler işittim. Sesler inleme gibi geliyordu. Kalktım ve o tarafa doğru yürümeye başladım. Yaz olsaydı gürbüz çalılardan yürümem zor olurdu fakat bu sefer kışın ağırlığı altında ezilen dallar yolumu yakın kıldı.
Mağaranın önüne geldiğimde turuncu bir ışık yaladı yüzümü. Uzaktaydım ama sıcaklığını hissedebiliyordum. Biraz daha yaklaştığımda gördüklerim karşısında ayakta duramadım. Dizlerimin üstüne yığıldım.
Etiketler:
art,
artdepi,
blog,
darkart,
Deneme,
edebiyat,
facebook,
hikaye,
karanlıksanatlar,
kirjallisuus,
literature,
Öykü,
pınar ince,
sanat,
story,
Şiir,
talvi,
tarina,
winter
Gece Hikayeleri 2
Biraz içmek için tuta çıkarıyorum. Ekşi tadı susuzluğumu gidermiyor. Sakin bir gece katrelenmiş toprağın üzerinde yatarken gözlerimi halini artık değiştirmeyen sandal şeklindeki aya bakarak kapatıyorum. Bu belki onu son görüşüm...
Sıcak... İçme suyu yok. Mar'dan gelen tuta var sadece. Sirkenin içine at pisliği karıştırılmış gibi kokusu ama yola devam etmemiz için katlanmak zorundayız.
Bir daha göremeyeceğimiz ulu göğün altında hayatlarımızı geri kazanmak için yollardayız. Vahşi hayvanları avlamaya gittiğimiz günleri, yeşil ormanları, pınarları, geceyi ve gündüzü özlüyorum. Nepra'yı düşünüyorum böyle zamanlarda. Ekmek yaptığı odayı ve kokusunu özlüyorum. Lambar'ın başlattığı bu savaş dünyayı sırtımızdan kaydırdı.Şimdi tek yükümüz hayatlarımız.
- Vandor! Uyan! Chates'ler burada. Kemiklerim toprağa mühürlenmiş gibi bir acıyla uyanıyorum.
- Chates ve adamları Zada yakınlarında biraz içme suyu bulmuşlar. Bu sayede iki gün daha dinlenmeden yol alabiliriz. Ledan'ın sanki başka çaremiz varmış gibi konuşmasına öfkeleniyorum.
Tekrar yola koyulacakken atların huzursuz hali dikkatimi çekiyor. Gün daha önce olmadığı kadar sessiz.
Mavi ışık huzmeleri gözlerimizi yoruyor. Karşımızda beliren tepeler net ve iniltili. Sanki biraz sonra ağızları belirecek ve çığlık atmaya başlayacaklarmış gibi duruyorlar.
Ketan'a yaptığımız bir yolculuğu anımsıyorum. O kış her gece ocağımız yanardı. Bolluk dolu bir kıştı. Yine de avlanmak için Ketan'a giderdik.
Sıcak... İçme suyu yok. Mar'dan gelen tuta var sadece. Sirkenin içine at pisliği karıştırılmış gibi kokusu ama yola devam etmemiz için katlanmak zorundayız.
Bir daha göremeyeceğimiz ulu göğün altında hayatlarımızı geri kazanmak için yollardayız. Vahşi hayvanları avlamaya gittiğimiz günleri, yeşil ormanları, pınarları, geceyi ve gündüzü özlüyorum. Nepra'yı düşünüyorum böyle zamanlarda. Ekmek yaptığı odayı ve kokusunu özlüyorum. Lambar'ın başlattığı bu savaş dünyayı sırtımızdan kaydırdı.Şimdi tek yükümüz hayatlarımız.
- Vandor! Uyan! Chates'ler burada. Kemiklerim toprağa mühürlenmiş gibi bir acıyla uyanıyorum.
- Chates ve adamları Zada yakınlarında biraz içme suyu bulmuşlar. Bu sayede iki gün daha dinlenmeden yol alabiliriz. Ledan'ın sanki başka çaremiz varmış gibi konuşmasına öfkeleniyorum.
Tekrar yola koyulacakken atların huzursuz hali dikkatimi çekiyor. Gün daha önce olmadığı kadar sessiz.
Mavi ışık huzmeleri gözlerimizi yoruyor. Karşımızda beliren tepeler net ve iniltili. Sanki biraz sonra ağızları belirecek ve çığlık atmaya başlayacaklarmış gibi duruyorlar.
Ketan'a yaptığımız bir yolculuğu anımsıyorum. O kış her gece ocağımız yanardı. Bolluk dolu bir kıştı. Yine de avlanmak için Ketan'a giderdik.
Gece Hikayeleri - giriş 1
... Su kemerlerini geçiyoruz. Az ilerde bizi bekleyen kafile ağaçları ateşe veriyor. Soysuz bir soylu çekiyor başı. Kimseye emir vermeden tatmak istiyor bu zevki. Ellerinin yarattığı kötülük onu tüm çocukluğuyla kucaklıyor.
- İşte oradalar!
Sesi dumanı ve çıtırtıları yararak kulaklarıma ulaşıyor. Kan kokusu ve is burnumu yakıyor.
- Geç kaldınız.
- Dün gece ormanda dinlendik. Bazılarımız at süremeyecek kadar yorgundu.
Konuşurken gözlerine yansıyan alevleri içimde hissediyordum.
- Geçin şöyle. Birazdan yola koyulacağız. Lambar dün gece buradaydı. İzlerini yok etmezsek diğerleri de gelecektir.
Lambar... Parçalanmış sırtındaki yara asla kapanmayacak. Akıttığı hastalıklı sarı kan toprağı öldürdü. Şimdi ondan uzağa gitmeliyiz.
- Zaman kaybetmeyelim. Burada işimiz bitti.
Sabahın ilk ışıklarıyla atları sürmeye başladık. Defne ağaçlarının arasından Gurempa dağlarının eteklerine kadar geldiğimizde dinlenmek için durduk. Gece sıcaklığıyla boğuyordu.
- İşte oradalar!
Sesi dumanı ve çıtırtıları yararak kulaklarıma ulaşıyor. Kan kokusu ve is burnumu yakıyor.
- Geç kaldınız.
- Dün gece ormanda dinlendik. Bazılarımız at süremeyecek kadar yorgundu.
Konuşurken gözlerine yansıyan alevleri içimde hissediyordum.
- Geçin şöyle. Birazdan yola koyulacağız. Lambar dün gece buradaydı. İzlerini yok etmezsek diğerleri de gelecektir.
Lambar... Parçalanmış sırtındaki yara asla kapanmayacak. Akıttığı hastalıklı sarı kan toprağı öldürdü. Şimdi ondan uzağa gitmeliyiz.
- Zaman kaybetmeyelim. Burada işimiz bitti.
Sabahın ilk ışıklarıyla atları sürmeye başladık. Defne ağaçlarının arasından Gurempa dağlarının eteklerine kadar geldiğimizde dinlenmek için durduk. Gece sıcaklığıyla boğuyordu.
Karanlık
Akşam, kavga, felç geçiren ışıklar
sarı çimenler, kırmızı başaklar
cinayetler
mektuplar, sevgililer
rüyalar, uykular
sözler, insanlar
yeminler, aşklar
çamuru yıkayan yağmur
göğün karanlığını aralayan ay
cinayetler yine
dünya ve zalimler
sarı çimenler, kırmızı başaklar
cinayetler
mektuplar, sevgililer
rüyalar, uykular
sözler, insanlar
yeminler, aşklar
çamuru yıkayan yağmur
göğün karanlığını aralayan ay
cinayetler yine
dünya ve zalimler
Kavgalı yerler
Sessiz bir ağaç altında
bir damla kırmızıyla
solgun uzanışın
çimlerin hışırtısı
sessizliğini bu gece
belki dansa kaldırır
sabah olmayacak olmasın
hep geceyi yaşamak
yine de özlemek geceyi
sevmek gibi
dolaşmaya çıkan kuşlar
çimlere çarpıyor
hışırtılar bu gece
göğü yerle bir ediyor
uzakta her şey
kırıldığım anlar gibi
soluğumda, ağzımda
acım etime batıyor
her defa
bu gece
yine çok kavgalı
yerlerden yazıyorum
içim biraz dertli
yüzüm biraz kanlı
fakat sana hep iyi geceler
bir damla kırmızıyla
solgun uzanışın
çimlerin hışırtısı
sessizliğini bu gece
belki dansa kaldırır
sabah olmayacak olmasın
hep geceyi yaşamak
yine de özlemek geceyi
sevmek gibi
dolaşmaya çıkan kuşlar
çimlere çarpıyor
hışırtılar bu gece
göğü yerle bir ediyor
uzakta her şey
kırıldığım anlar gibi
soluğumda, ağzımda
acım etime batıyor
her defa
bu gece
yine çok kavgalı
yerlerden yazıyorum
içim biraz dertli
yüzüm biraz kanlı
fakat sana hep iyi geceler
Ben de atmosferden düşerim
Karanlık yüzler ve beyaz geceler
sonra bir daha olmadı
şairin de dediği gibi 'atmosferin ortasında düşündüm'
uzak gibi değildi
yakından göremedim
içimi
sahi aynı gökyüzü mü
karartan gözlerimi
hiç bitmeyen bir sıkıntı
içim, şehrim
yolumu temizledim, odamı, saçlarımı
sonra bir daha olmadı
gülmedim
zaten atmosferin ortasına düşmüşüm
düşünmek işim değil
düşmeliyim dünyaya
paramparça
yok gibi değildi
beni bilemedim
başka bir zaman mı
birleştirecek ellerimizi
hiç bitmeyen bir ömür
sensiz, yalnız
sonra bir daha olmadı
şairin de dediği gibi 'atmosferin ortasında düşündüm'
uzak gibi değildi
yakından göremedim
içimi
sahi aynı gökyüzü mü
karartan gözlerimi
hiç bitmeyen bir sıkıntı
içim, şehrim
yolumu temizledim, odamı, saçlarımı
sonra bir daha olmadı
gülmedim
zaten atmosferin ortasına düşmüşüm
düşünmek işim değil
düşmeliyim dünyaya
paramparça
yok gibi değildi
beni bilemedim
başka bir zaman mı
birleştirecek ellerimizi
hiç bitmeyen bir ömür
sensiz, yalnız
Yanan yaralar
Hiçlikle gelen sessizlik senden kalan boşluğu dolduruyor
ayakta durmak zor
kuşların sesine kulak vermek
uyumak ve uyanmak zor böyle günlerde
sessizlik öldürmüyor
keşke bıçakla soğusa
biri gelip ağlasa yanan yaralarıma
ayakta durmak zor
kuşların sesine kulak vermek
uyumak ve uyanmak zor böyle günlerde
sessizlik öldürmüyor
keşke bıçakla soğusa
biri gelip ağlasa yanan yaralarıma
Şimdi her şey sessiz içimde
Geldiğinde anlamalıydım
yağmur sokakları ıslattığında
arabaların alarmları çaldığında
sokak lambaları son sarı ışıklarıyla dimdik ayaktayken
henüz sabaha teslim olmamışken
anlamalıydım
Sen de beni anla ne olur
yanlışlarım öyle çok ki
yetişemiyorum
güneş çoktan yükselmiş oluyor geldiğimde
Her yer sanki kalabalığın elinde
kolay nefesler, alışlar, verişler
Anlamak çok güç neden geç kaldık bu kadar
heveslerim kayboldu
senin sesin
birbirimiz yerine zamana sarıldık
başka heyecanlar peşinde
şimdi içimde
her şey
herkes
sessiz
yağmur sokakları ıslattığında
arabaların alarmları çaldığında
sokak lambaları son sarı ışıklarıyla dimdik ayaktayken
henüz sabaha teslim olmamışken
anlamalıydım
Sen de beni anla ne olur
yanlışlarım öyle çok ki
yetişemiyorum
güneş çoktan yükselmiş oluyor geldiğimde
Her yer sanki kalabalığın elinde
kolay nefesler, alışlar, verişler
Anlamak çok güç neden geç kaldık bu kadar
heveslerim kayboldu
senin sesin
birbirimiz yerine zamana sarıldık
başka heyecanlar peşinde
şimdi içimde
her şey
herkes
sessiz
Zaman Düğümü
Sözlerin ve saatlerin yerleri değişince gelir amansız insanlar
ve sanılır en unutulmazları yazıldı tam zamanında bir yerlerde
yanlış anlaşıldı
anlaşılıyor
düğümler attık hayatımıza
çözemeyeceğimiz
ve sanılır en unutulmazları yazıldı tam zamanında bir yerlerde
yanlış anlaşıldı
anlaşılıyor
düğümler attık hayatımıza
çözemeyeceğimiz
Sonsuz Bekleyiş
Her gece başka birinin sesiyle değişiyordu sesim
artık kendimi kaybettiğim bir gürültünün içinde
neye iyi gelirdi düşlemek
bir kesiği derman bilmek
sonsuz bekleyiş
adı üstünde
bitmeyecek
artık kendimi kaybettiğim bir gürültünün içinde
neye iyi gelirdi düşlemek
bir kesiği derman bilmek
sonsuz bekleyiş
adı üstünde
bitmeyecek
Sakin
Yalnızlık ikimiz için de iyi değil
savaşlardan sonra
Gözyaşlarının döküldüğü denizler bizi boğmadan
susarak yürüyemeyiz birbirimize
Kalpten bir ev yaparsın kendine
boşluğuyla sevinçlerinin
Seni daha çok seveceğime söz veremem
çünkü sözler kendiliğinden olan şeyler değildir, bazen...
Sen zaten benimle doğan bana dönüşen
sana doğan ve seninle ölen ben
Kimine göre bu dünyada gerçek sevgi yoktur
yağmur damlalarına dönüşen insanlar da
Ben içimdeki sıcak ürpertinin nedenini biliyorum
bu yüzden herkesten daha yalnızım
ve seninleyim
savaşlardan sonra
Gözyaşlarının döküldüğü denizler bizi boğmadan
susarak yürüyemeyiz birbirimize
Kalpten bir ev yaparsın kendine
boşluğuyla sevinçlerinin
Seni daha çok seveceğime söz veremem
çünkü sözler kendiliğinden olan şeyler değildir, bazen...
Sen zaten benimle doğan bana dönüşen
sana doğan ve seninle ölen ben
Kimine göre bu dünyada gerçek sevgi yoktur
yağmur damlalarına dönüşen insanlar da
Ben içimdeki sıcak ürpertinin nedenini biliyorum
bu yüzden herkesten daha yalnızım
ve seninleyim
Zaman boşluğu
Seninle birlikte sanki daha önceden varmışız gibi
Herkesle tükenen bizle nefes alan bir son
Neden zamanın dışında bir hikayeyle ve yıldızlarla ilgili bu hayat
Sonsuz bir dünya mümkün değilken hiçbir şeye sınır çizemiyorum
Yok oluyorum bir saatin içinde
Seni bulamayacağımı düşünerek
Herkesle tükenen bizle nefes alan bir son
Neden zamanın dışında bir hikayeyle ve yıldızlarla ilgili bu hayat
Sonsuz bir dünya mümkün değilken hiçbir şeye sınır çizemiyorum
Yok oluyorum bir saatin içinde
Seni bulamayacağımı düşünerek
Henüzenvil
Işıklar mavi sarı -// Sabahlar // nefret ettiklerimiz // güçlü kelimeler //- Benziyoruz // Tanışmıyoruz // Durup bakıyorsun -// Olmayacaklar // zayıf // umutlar // güçlü //- Nasıl olursa // Çoğu zaman // Düşünmüyorum // Dinlemiyorum -// İnsanlık // çok uzak // birbirlerine' // çok uzaklar //- Maharet ardında // sıcağın boğazından akması gibi --// daha çok // acı //--
Mucizelere inanan insanların olağanüstü karanlıkları olur // henüz karanlık değil -
Mucizelere inanan insanların olağanüstü karanlıkları olur // henüz karanlık değil -
Yarım
Zamanla yıldızlara doğru sürüklenen bir yalnızlığın içine düşüyorum
mutluluğu nasıl öylece terkedilmiş buluyor insanlar
bir yalanın ışığı mı kamaştırıyor gözlerimi
yoksa yalanlarıyla mı avunuyor diğerleri
kimin gerçeğiyle uyanacaksın uykundan
ruhunun asırlar boyu aç dirilişi
seni yine yenecek mi
farketmeden serin bir havada
ellerini kim bırakacak
zor akşamlardan zor günlere
usanmadan uyanacak mıyız
mutluluğu nasıl öylece terkedilmiş buluyor insanlar
bir yalanın ışığı mı kamaştırıyor gözlerimi
yoksa yalanlarıyla mı avunuyor diğerleri
kimin gerçeğiyle uyanacaksın uykundan
ruhunun asırlar boyu aç dirilişi
seni yine yenecek mi
farketmeden serin bir havada
ellerini kim bırakacak
zor akşamlardan zor günlere
usanmadan uyanacak mıyız
Şans
Zaman kaybetmedim. Her şey daha iyi olabilirdi' ile alakası yok. Pişmanım. Ne için olduğunu bilmeden. Hissettiğim tek şey bu. Zamanla parçalara ayırdığım, tamamladığım ve ilk kez anladığım gerçek bu. Yoluna koyamadığım işler ve düşüncelerle elimde kalan azıcık şey yada çoğu şey ile birlikte bu. İnsanları sevmiyorum. Onlarla aram hiç iyi olmadı. Umarım bir sonraki hayatımda duvar olarak inşa edilirim yaratılanlar tarafından. Şanslıysam elbette. Şanssız olduğum zamanlardaki gibi.
Dönme
İçimde dolaşan kanın sıcaklığı kadar yakın ve uzak hatıralar
öyle bazen etini bile unutuyor insan
terkedilmek ne zormuş gidememek neden diyememek
yanılgıları geri veremiyor insan
yalnızken ve suçluyken daha kolay
öyle bazen etini bile unutuyor insan
terkedilmek ne zormuş gidememek neden diyememek
yanılgıları geri veremiyor insan
yalnızken ve suçluyken daha kolay
Dağınık cümleler
Bilimin sonsuzluk içinde yaklaşamayacağı başka bir trans hali
Sevmenin mümkün olmadığı fakat herkesin ona ihtiyaç duyduğu bir zaman dilimi
Dünyanın zalimce davrandığı, hayatların neredeyse tamamının yok olup gittiği bir kent
Kendine muhtaç olduğun fakat içten içe başka biri olmayı istediğin bir serüven bu
Okyanusun ortasında rotası olmayan karanlık bir gemi seyir halinde
Rüzgarın olmadığı böyle bir gecede gözlerine değen tek şey nefesin
Sevmenin mümkün olmadığı fakat herkesin ona ihtiyaç duyduğu bir zaman dilimi
Dünyanın zalimce davrandığı, hayatların neredeyse tamamının yok olup gittiği bir kent
Kendine muhtaç olduğun fakat içten içe başka biri olmayı istediğin bir serüven bu
Okyanusun ortasında rotası olmayan karanlık bir gemi seyir halinde
Rüzgarın olmadığı böyle bir gecede gözlerine değen tek şey nefesin
Pembe gökyüzü
Pembe bir gökyüzünün altında kendini güllerin istilasından az evvel kurtarmış bir kadın gecenin karanlığına kan sürüyordu. Biraz daha yorgun olabilirdi belli ki savaşı tarafınaydı. Gücünü bir derede yıkamıştı. Denize ulaşamayan bir kir yığınıydı içi. Solmuş ve hançerlenmiş gözleri her gün ve gece aynı düşü görmekten yorgun düşmüştü. Zavallı bir müzik çalıyordu kaldırımda ilerlerken parmak uçları. Yanından geçenler ve hayatındaki kimse duymuyordu o müziği. Birazdan ölecek ve kimseye şikayet etmeyecekti. Yalnız kadın pembe bir gökyüzünün altında bütün renklerden vazgeçmeye gidiyordu daha başka renkler için.
Bitmeyen yaz
Sokaklarda yalnız başıma
uzayan yollar değil ömür boyunca
sessiz
ve tersine tozu dumana katmış bir ayrılışla
bitmeyen bir yaz gibi içimde geceler günler
uzayan yollar değil ömür boyunca
sessiz
ve tersine tozu dumana katmış bir ayrılışla
bitmeyen bir yaz gibi içimde geceler günler
Şahane şeyler
Büyük ve mutlu bir dünya olamazdı
başka başka renkler
çöl tatilleri
korku hikayeleri
ve en muhtaç dürtülerin sebep olduğu diğer bütün gereksiz ama şahane şeyler de
olamazdı yüzün ellerin
bir ayna karşısında
sonunda yine kendine dönen makara
ve sözleri seyrelmiş ipler üzerine
olamazdı yalnızlık
gözlerinin seni her defasında yanıltmış olduğu gerçeği
bir nevi yoksunluk
boş yüzler
anlamsız yükler
olamazdı böyle bir kader
sensin yaşadıklarının sebebi
başka başka renkler
çöl tatilleri
korku hikayeleri
ve en muhtaç dürtülerin sebep olduğu diğer bütün gereksiz ama şahane şeyler de
olamazdı yüzün ellerin
bir ayna karşısında
sonunda yine kendine dönen makara
ve sözleri seyrelmiş ipler üzerine
olamazdı yalnızlık
gözlerinin seni her defasında yanıltmış olduğu gerçeği
bir nevi yoksunluk
boş yüzler
anlamsız yükler
olamazdı böyle bir kader
sensin yaşadıklarının sebebi
Şu an
Öyle bir an işte
isimleri unutacak kadar
kabul ettiğin an
yüklerini indirdiğin
öfkeyle fırlattığın taşların kafana geri döndüğü an
batırdığın gemilerden denizin çekildiği an
çıplak olduğun o an
ne için ağladığını unuttuğun an
sevmiş olduğunu anladığın
hiçbir şeyin olması gerektiği gibi olmadığı an
şu an
isimleri unutacak kadar
kabul ettiğin an
yüklerini indirdiğin
öfkeyle fırlattığın taşların kafana geri döndüğü an
batırdığın gemilerden denizin çekildiği an
çıplak olduğun o an
ne için ağladığını unuttuğun an
sevmiş olduğunu anladığın
hiçbir şeyin olması gerektiği gibi olmadığı an
şu an
Güneş'e
Saf ve temiz bir yıldızın ağırlığında ezilmeni istiyorum
bulutların yalnızca senin üstüne ağlamasını
canımı yaktığın günden ikimizden birinin sonuna kadar gecenin seni her gün aldatmasını
ışığının sönmesini, soğumanı, seni sen yapan ne varsa kaybetmeni istiyorum. Benim gibi.
Dünyadaki her şeyin susmasını, dünyadaki her şeyle birlikte susmayı istiyorum
acı çekerken bile kafamı toplayamıyorum
terkedilmiş bir yalnızlık bu biraz
istememiştim kimse gitsin
En acı günün yıllar sonra hatırındaki görüntüsünü seçtirmezken sana göğsüne gelip öyle bir ağırlık koyar ki hayatta güzel olan ne varsa hepsini yok etmek istersin
Şimdi seni değil acıyı hatırlıyorum
Zevksiz bir damağın içine yerleşen tümörden daha elverişli olamazdın
O gece korkularınla ve inancımı bir daha hatırlayamayacağım anılarımla gittin
Olduğundan öteye gidemeyecektin
biliyordum
bulutların yalnızca senin üstüne ağlamasını
canımı yaktığın günden ikimizden birinin sonuna kadar gecenin seni her gün aldatmasını
ışığının sönmesini, soğumanı, seni sen yapan ne varsa kaybetmeni istiyorum. Benim gibi.
Dünyadaki her şeyin susmasını, dünyadaki her şeyle birlikte susmayı istiyorum
acı çekerken bile kafamı toplayamıyorum
terkedilmiş bir yalnızlık bu biraz
istememiştim kimse gitsin
En acı günün yıllar sonra hatırındaki görüntüsünü seçtirmezken sana göğsüne gelip öyle bir ağırlık koyar ki hayatta güzel olan ne varsa hepsini yok etmek istersin
Şimdi seni değil acıyı hatırlıyorum
Zevksiz bir damağın içine yerleşen tümörden daha elverişli olamazdın
O gece korkularınla ve inancımı bir daha hatırlayamayacağım anılarımla gittin
Olduğundan öteye gidemeyecektin
biliyordum
Geç saat
Seni her halinle seven bir yaratığın farkına varmamış olman senin için bütün akşamları hiç yapar. Kaderin ve bir gün mutlakaların uğurlamaları seni aksine rüzgarla dağıtır. Toz ve bir bulut şeklini tamamen değiştirdiğinde ölmek istediğin insana dönüşürsün. Bütünlüğün seni paramparça ederken hayalini kurduğun düş olmaktan çok geç kalınmış bir gerçeklik olur ve artık saatin bir kıymeti yoktur hastalanmış düşüncelerinde.
Yerden yere
Kırmaya çalışıyorum kalbimi
o kadar hızlı fırlatıyorum ki yere katmanlarına ayrılmış renkli bir fotokopiden çok daha fazlasını görüyorum şimdi bakınca içine çökmüş ziftin tepesinden
Kırmaya çalışıyorum göğsümden yukarısına zikretmiş tüm insanların kinini
Tutup uzaya fırlatıyorum gözlerimi o son bakışlar parçalansın diye
yerden yere
gökyüzünden senin yüzünden
belki hiçbir yere çarpmadan
hiç var olmamış gibi yada yok olmuyor işte
tek parça hala
o kadar hızlı fırlatıyorum ki yere katmanlarına ayrılmış renkli bir fotokopiden çok daha fazlasını görüyorum şimdi bakınca içine çökmüş ziftin tepesinden
Kırmaya çalışıyorum göğsümden yukarısına zikretmiş tüm insanların kinini
Tutup uzaya fırlatıyorum gözlerimi o son bakışlar parçalansın diye
yerden yere
gökyüzünden senin yüzünden
belki hiçbir yere çarpmadan
hiç var olmamış gibi yada yok olmuyor işte
tek parça hala
Biz yalnız olmayalım
İçimden taşan bir dünya kelime var ama içimdekileri anlatacak bir kelime yok
Bu belki sonra unutulur ama asla öylesine olmaz, biliyorum, biliyorsun
Bir mutsuz ok bir mutsuz yayı geriyor
Mutsuzluğumun on ikisindeyim. Doruğundayım hayatın
Daha iyi günleri de oldu mahvımın. Fakat şimdi doruğundayım
Tam tersini anlatmaya çalışmıyorum. Sadece bu soğukluk daha yüksekte hissettiriyor
Bir şey değişmeyecek
Dalların kımıldayacak yaprağı yok. Yüzün olmasa çarpacak yeri yok rüzgarın
Yıldızlar yalnız değil, su yalnız değil, dünya yalnızken hiçbir şey yalnız değil.
Tam tersini anlatmaya çalışmıyorum. Çünkü bu zorbalık ikimize de yeter
Biz yalnız olmayalım
Bu belki sonra unutulur ama asla öylesine olmaz, biliyorum, biliyorsun
Bir mutsuz ok bir mutsuz yayı geriyor
Mutsuzluğumun on ikisindeyim. Doruğundayım hayatın
Daha iyi günleri de oldu mahvımın. Fakat şimdi doruğundayım
Tam tersini anlatmaya çalışmıyorum. Sadece bu soğukluk daha yüksekte hissettiriyor
Bir şey değişmeyecek
Dalların kımıldayacak yaprağı yok. Yüzün olmasa çarpacak yeri yok rüzgarın
Yıldızlar yalnız değil, su yalnız değil, dünya yalnızken hiçbir şey yalnız değil.
Tam tersini anlatmaya çalışmıyorum. Çünkü bu zorbalık ikimize de yeter
Biz yalnız olmayalım
Les louches
Cette ville s'est éparpaillée sur moi
Les arbres abandonnent leur patrie sans se renverser
Ne pas pousser! Je tombe de mon péché
Les arbres abandonnent leur patrie sans se renverser
Ne pas pousser! Je tombe de mon péché
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)