pınarince etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
pınarince etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Her

Sert kokulu şubatta
düşündükçe eziyet ettim kendime
dikine inen yollara alıştım
aynadaki yansımama
ağırlığıma
hissedilen her şeye
yalnızlığa ittiğim gölgelere
savunmasız düzenime
beni sarsan sessizliğe
kötülüğün kol gezdiği derinliklere inmeye
alıştım

Birlikte

O yeryüzüne indiğinde sis açılmaya başladı
kusursuz ama doğru değil
bağışla beni çünkü iyilikten çektim ellerimi
yüreğim bana bizi kurtaracağını söylerken
inandığım tanrı beni yaşamdan uzaklaştırdı
kuşku yoktu beni korkutuyordu
yeni yüzler görüyordum masada
yan yana iki ayrı sonbahar
kafamın içindeki seslerle yaşayamıyordum
eksiksiz yazgının yolculuğunda
kendimi hep bir yerlerde bırakıyordum



Coşkulu Gece

Öldürücü bir tutkuyla kendini suçlu hisseden gece
coşkuyu susturmak için geç kaldığını biliyordu
boşlukları doldurmak için harcadığım çaba
bileklerimi kesen jilet boğazıma dolanan ip
aşağılamalar heyecan kaybı ve bilinmeyen kesikler

Kundakta yazıyorum
isteğin arasına saklıyorum boşvermişliği
beni dinle itiraf etmiş olmak zor
güzel cümlelere gerek yok
gece intihar ederken
mavi renkli oda günü doğurur


Savaşçı Mesafe

Mesafeler kaderden daha güçlü
senin yüzünde gördüğüm hayalden
kanımı döktüğüm topraktan
bizden daha güçlü soğuk hava
nefesimi tıkayan sisten
sana ısrarsız sürüklenen duygularımdan
daha güçlü bir şeyler olmalı
dokunduğum zaman karanlığa
itiraf ettiğimde korkularımı
yalan kalmadığında
zaman çalındı bizden
vurdu yüzümüze hıncını sevgisizliğin
söyle ve bir yer bul
imkansız bu dokunuşlar
gör beni başka türlü çağır
mesafeler tenim kadar yakın
kaygıyla kesilen bir ağaç
köklerini ruhuma yeniden salınca
doğumun sancısından
hür bırakılmak gibi senin yanın
zamanda kaybolan bir şiir
son mısrası gelmemiş ilham
gece sesleri ve yabancılar
senden daha yakın mesafeler
üzülme sana yeniden seslenirim
zor değil savaşmak canım isterse
güneşten saklanmak bahaneler bulmak
kaybetmek aslını her şeyin
kusursuz adeta kavuşmak sana her gün

Gece Hikayesi - Uykunun İtirafları

Bu hapis bitmeden önce seni yeniden görmek istiyorum. Ne yazık ki acılar için tükenmeyen gece şu vakitler ateş gibi yakıyor ellerimi. Ben telaşı durduramıyorum. Dün taş duvarların arasından nehir kapısına kadar hızlı adımlarla yürüdüm. Dolunayın gecenin üstüne bıraktığı beyaz tül demir kapıların gücünü azaltır sanmıştım. Yanılgıların mağlubiyeti hesaplanacak bir şey olmamalı zaten.

İhanetin ağırlığını yüreğimde hissettiğim her gün yaşamak için bir nedenim vardı. Şimdi bu karanlık yolumu aydınlatan tek şey. Kederim iplerinden kurtulduğu vakit özgürlüğüm beni yine tutsak edecek.

Sona doğru yaklaştığımızı biliyorum. Gece boyunca karşında oturup başımdan geçenleri anlatmakta hiç bu kadar zorlandığımı hatırlamıyorum. Saatler boyunca gözlerinde aşktan başka bir şeye rast gelmedim. Işıkların karanlığı kestiği bir sokak gibiydi gözlerimden ağzına doğru olan mesafe. Şimdi biri çıksa bu sokağa ve bağırsa yalnız değildik.

Bütün gece konuşur bütün gece kaçardım zihnimin zindanlarından ne fark eder? Ne de olsa kendine işkence etmendeki lüks buna senin son verebilmendir. Bu gerçek bana çok uzak. Senin gittiğin gün gibi uzak.

Defa

Yazdıklarımın bir anlamı yok
renklerin solduğu gün gibi terkedilmiş
bir daha asla böyle yalnız hissedemezsin
çünkü yalnızlık da sadece bir defa bırakır tüm kasvetini vücuduna
sonra alışırsın

Radde

Pişmanlıkla dolu sular taştı
kapıma gelen dilenci gözlerini bıraktı
kim daha sarhoş
yalpalayan ağızlar
akşamın süsleri
göğsümde inleyen güneş

öldü kalabalıklar
sesler yükseldi
kuşlar dallara bıraktı kanatlarını
şarkılar siyah

dua eden balıklar
sırtı sıvazlanan avcılar
sevdalar ve ağıtlar
kimsesiz evler
toprak altında

Gece Hikayeleri 2

Biraz içmek için tuta çıkarıyorum. Ekşi tadı susuzluğumu gidermiyor. Sakin bir gece katrelenmiş toprağın üzerinde yatarken gözlerimi halini artık değiştirmeyen sandal şeklindeki aya bakarak kapatıyorum. Bu belki onu son görüşüm...
Sıcak... İçme suyu yok. Mar'dan gelen tuta var sadece. Sirkenin içine at pisliği karıştırılmış gibi kokusu ama yola devam etmemiz için katlanmak zorundayız.
Bir daha göremeyeceğimiz ulu göğün altında hayatlarımızı geri kazanmak için yollardayız. Vahşi hayvanları avlamaya gittiğimiz günleri, yeşil ormanları, pınarları, geceyi ve gündüzü özlüyorum. Nepra'yı düşünüyorum böyle zamanlarda. Ekmek yaptığı odayı ve kokusunu özlüyorum. Lambar'ın başlattığı bu savaş dünyayı sırtımızdan kaydırdı.Şimdi tek yükümüz hayatlarımız.
- Vandor! Uyan! Chates'ler burada. Kemiklerim toprağa mühürlenmiş gibi bir acıyla uyanıyorum.
- Chates ve adamları Zada yakınlarında biraz içme suyu bulmuşlar. Bu sayede iki gün daha dinlenmeden yol alabiliriz. Ledan'ın sanki başka çaremiz varmış gibi konuşmasına öfkeleniyorum.
Tekrar yola koyulacakken atların huzursuz hali dikkatimi çekiyor. Gün daha önce olmadığı kadar sessiz.
Mavi ışık huzmeleri gözlerimizi yoruyor. Karşımızda beliren tepeler net ve iniltili. Sanki biraz sonra ağızları belirecek ve çığlık atmaya başlayacaklarmış gibi duruyorlar.
Ketan'a yaptığımız bir yolculuğu anımsıyorum. O kış her gece ocağımız yanardı. Bolluk dolu bir kıştı. Yine de avlanmak için Ketan'a giderdik.

Talvi

il pleut et il fait froid mais mon coeur a besoin d'hiver

Gece Hikayeleri - giriş 1

... Su kemerlerini geçiyoruz. Az ilerde bizi bekleyen kafile ağaçları ateşe veriyor. Soysuz bir soylu çekiyor başı. Kimseye emir vermeden tatmak istiyor bu zevki. Ellerinin yarattığı kötülük onu tüm çocukluğuyla kucaklıyor.
- İşte oradalar!
Sesi dumanı ve çıtırtıları yararak kulaklarıma ulaşıyor. Kan kokusu ve is burnumu yakıyor.
- Geç kaldınız.
- Dün gece ormanda dinlendik. Bazılarımız at süremeyecek kadar yorgundu.
Konuşurken gözlerine yansıyan alevleri içimde hissediyordum.
- Geçin şöyle. Birazdan yola koyulacağız. Lambar dün gece buradaydı. İzlerini yok etmezsek diğerleri de gelecektir.
Lambar...  Parçalanmış sırtındaki yara asla kapanmayacak. Akıttığı hastalıklı sarı kan toprağı öldürdü. Şimdi ondan uzağa gitmeliyiz.
- Zaman kaybetmeyelim. Burada işimiz bitti.
Sabahın ilk ışıklarıyla atları sürmeye başladık. Defne ağaçlarının arasından Gurempa dağlarının eteklerine kadar geldiğimizde dinlenmek için durduk. Gece sıcaklığıyla boğuyordu.

Karanlık

Akşam, kavga, felç geçiren ışıklar
sarı çimenler, kırmızı başaklar
cinayetler
mektuplar, sevgililer
rüyalar, uykular
sözler, insanlar
yeminler, aşklar
çamuru yıkayan yağmur
göğün karanlığını aralayan ay
cinayetler yine
dünya ve zalimler


Kavgalı yerler

Sessiz bir ağaç altında
bir damla kırmızıyla
solgun uzanışın
çimlerin hışırtısı
sessizliğini bu gece
belki dansa kaldırır

sabah olmayacak olmasın
hep geceyi yaşamak
yine de özlemek geceyi
sevmek gibi
dolaşmaya çıkan kuşlar
çimlere çarpıyor
hışırtılar bu gece
göğü yerle bir ediyor

uzakta her şey
kırıldığım anlar gibi
soluğumda, ağzımda
acım etime batıyor
her defa

bu gece
yine çok kavgalı
yerlerden yazıyorum
içim biraz dertli
yüzüm biraz kanlı

fakat sana hep iyi geceler


Ben de atmosferden düşerim

Karanlık yüzler ve beyaz geceler
sonra bir daha olmadı
şairin de dediği gibi 'atmosferin ortasında düşündüm'
uzak gibi değildi
yakından göremedim
içimi
sahi aynı gökyüzü mü
karartan gözlerimi
hiç bitmeyen bir sıkıntı
içim, şehrim

yolumu temizledim, odamı, saçlarımı
sonra bir daha olmadı
gülmedim
zaten atmosferin ortasına düşmüşüm
düşünmek işim değil
düşmeliyim dünyaya
paramparça

yok gibi değildi
beni bilemedim
başka bir zaman mı
birleştirecek ellerimizi
hiç bitmeyen bir ömür
sensiz, yalnız

Yanan yaralar

Hiçlikle gelen sessizlik senden kalan boşluğu dolduruyor
ayakta durmak zor
kuşların sesine kulak vermek
uyumak ve uyanmak zor böyle günlerde
sessizlik öldürmüyor
keşke bıçakla soğusa
biri gelip ağlasa yanan yaralarıma

Şimdi her şey sessiz içimde

Geldiğinde anlamalıydım
yağmur sokakları ıslattığında
arabaların alarmları çaldığında
sokak lambaları son sarı ışıklarıyla dimdik ayaktayken
henüz sabaha teslim olmamışken
anlamalıydım

Sen de beni anla ne olur
yanlışlarım öyle çok ki
yetişemiyorum
güneş çoktan yükselmiş oluyor geldiğimde

Her yer sanki kalabalığın elinde
kolay nefesler, alışlar, verişler

Anlamak çok güç neden geç kaldık bu kadar
heveslerim kayboldu
senin sesin
birbirimiz yerine zamana sarıldık
başka heyecanlar peşinde

şimdi içimde
her şey
herkes

sessiz


Zaman Düğümü

Sözlerin ve saatlerin yerleri değişince gelir amansız insanlar
ve sanılır en unutulmazları yazıldı tam zamanında bir yerlerde
yanlış anlaşıldı
anlaşılıyor
düğümler attık hayatımıza
çözemeyeceğimiz

Sonsuz Bekleyiş

Her gece başka birinin sesiyle değişiyordu sesim
artık kendimi kaybettiğim bir gürültünün içinde
neye iyi gelirdi düşlemek
bir kesiği derman bilmek
sonsuz bekleyiş
adı üstünde
bitmeyecek

Sakin

Yalnızlık ikimiz için de iyi değil
savaşlardan sonra
Gözyaşlarının döküldüğü denizler bizi boğmadan
susarak yürüyemeyiz birbirimize

Kalpten bir ev yaparsın kendine
boşluğuyla sevinçlerinin
Seni daha çok seveceğime söz veremem
çünkü sözler kendiliğinden olan şeyler değildir, bazen...

Sen zaten benimle doğan bana dönüşen
sana doğan ve seninle ölen ben
Kimine göre bu dünyada gerçek sevgi yoktur
yağmur damlalarına dönüşen insanlar da

Ben içimdeki sıcak ürpertinin nedenini biliyorum
bu yüzden herkesten daha yalnızım
ve seninleyim


Zaman boşluğu

Seninle birlikte sanki daha önceden varmışız gibi
Herkesle tükenen bizle nefes alan bir son
Neden zamanın dışında bir hikayeyle ve yıldızlarla ilgili bu hayat
Sonsuz bir dünya mümkün değilken hiçbir şeye sınır çizemiyorum
Yok oluyorum bir saatin içinde
Seni bulamayacağımı düşünerek

Henüzenvil

Işıklar mavi sarı -// Sabahlar // nefret ettiklerimiz // güçlü kelimeler //- Benziyoruz // Tanışmıyoruz // Durup bakıyorsun -// Olmayacaklar // zayıf // umutlar // güçlü //- Nasıl olursa // Çoğu zaman // Düşünmüyorum // Dinlemiyorum -// İnsanlık // çok uzak // birbirlerine' // çok uzaklar //- Maharet ardında // sıcağın boğazından akması gibi --// daha çok // acı //--
Mucizelere inanan insanların olağanüstü karanlıkları olur // henüz karanlık değil -