Yazdıklarımın bir anlamı yok
renklerin solduğu gün gibi terkedilmiş
bir daha asla böyle yalnız hissedemezsin
çünkü yalnızlık da sadece bir defa bırakır tüm kasvetini vücuduna
sonra alışırsın
facebook etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
facebook etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Radde
Pişmanlıkla dolu sular taştı
kapıma gelen dilenci gözlerini bıraktı
kim daha sarhoş
yalpalayan ağızlar
akşamın süsleri
göğsümde inleyen güneş
öldü kalabalıklar
sesler yükseldi
kuşlar dallara bıraktı kanatlarını
şarkılar siyah
dua eden balıklar
sırtı sıvazlanan avcılar
sevdalar ve ağıtlar
kimsesiz evler
toprak altında
kapıma gelen dilenci gözlerini bıraktı
kim daha sarhoş
yalpalayan ağızlar
akşamın süsleri
göğsümde inleyen güneş
öldü kalabalıklar
sesler yükseldi
kuşlar dallara bıraktı kanatlarını
şarkılar siyah
dua eden balıklar
sırtı sıvazlanan avcılar
sevdalar ve ağıtlar
kimsesiz evler
toprak altında
Etiketler:
art,
artdepi,
blog,
darkart,
Deneme,
edebiyat,
facebook,
hikaye,
karanlıksanatlar,
kirjallisuus,
literature,
Öykü,
pınarince,
sanat,
story,
Şiir,
taide,
talvi,
tarina
Gece Hikayeleri 3
Av zamanı kışın yorucu taraflarını düşünmez insan. Av onun için karanlık gecenin yaktığı bir ateş gibidir. Gücün ve öfkenin tek bir noktada buluştuğu o an kaybettiğin her şeyi avınla birlikte yeniden kazanırsın. Köyün erkekleri perçinlenmiş körlüklerini buraya getirir ve alacaklılardan kurtulmanın verdiği rahatlıkla karın üzerinde çırılçıplak yatarlardı bir süre. Farkına varılmayan çılgınlıklardan ilki böyle bir gecede başlamıştı.
Erdon, Renag, Seyub artık karın derilerini yakmaya başladığı an kalkıp giyindiler. Isınmak için biraz şarap akıttılar minik taslara. Konakladığımız yerin hemen yakınında küçük bir mağara vardı. Köyün çocukları ekin zamanları tarladan aşırdıklarını buraya getirir pazarcılık oynarlardı. Diğerleri şaraplarını içerken mağaranın bulunduğu taraftan sesler işittim. Sesler inleme gibi geliyordu. Kalktım ve o tarafa doğru yürümeye başladım. Yaz olsaydı gürbüz çalılardan yürümem zor olurdu fakat bu sefer kışın ağırlığı altında ezilen dallar yolumu yakın kıldı.
Mağaranın önüne geldiğimde turuncu bir ışık yaladı yüzümü. Uzaktaydım ama sıcaklığını hissedebiliyordum. Biraz daha yaklaştığımda gördüklerim karşısında ayakta duramadım. Dizlerimin üstüne yığıldım.
Erdon, Renag, Seyub artık karın derilerini yakmaya başladığı an kalkıp giyindiler. Isınmak için biraz şarap akıttılar minik taslara. Konakladığımız yerin hemen yakınında küçük bir mağara vardı. Köyün çocukları ekin zamanları tarladan aşırdıklarını buraya getirir pazarcılık oynarlardı. Diğerleri şaraplarını içerken mağaranın bulunduğu taraftan sesler işittim. Sesler inleme gibi geliyordu. Kalktım ve o tarafa doğru yürümeye başladım. Yaz olsaydı gürbüz çalılardan yürümem zor olurdu fakat bu sefer kışın ağırlığı altında ezilen dallar yolumu yakın kıldı.
Mağaranın önüne geldiğimde turuncu bir ışık yaladı yüzümü. Uzaktaydım ama sıcaklığını hissedebiliyordum. Biraz daha yaklaştığımda gördüklerim karşısında ayakta duramadım. Dizlerimin üstüne yığıldım.
Etiketler:
art,
artdepi,
blog,
darkart,
Deneme,
edebiyat,
facebook,
hikaye,
karanlıksanatlar,
kirjallisuus,
literature,
Öykü,
pınar ince,
sanat,
story,
Şiir,
talvi,
tarina,
winter
Gece Hikayeleri 2
Biraz içmek için tuta çıkarıyorum. Ekşi tadı susuzluğumu gidermiyor. Sakin bir gece katrelenmiş toprağın üzerinde yatarken gözlerimi halini artık değiştirmeyen sandal şeklindeki aya bakarak kapatıyorum. Bu belki onu son görüşüm...
Sıcak... İçme suyu yok. Mar'dan gelen tuta var sadece. Sirkenin içine at pisliği karıştırılmış gibi kokusu ama yola devam etmemiz için katlanmak zorundayız.
Bir daha göremeyeceğimiz ulu göğün altında hayatlarımızı geri kazanmak için yollardayız. Vahşi hayvanları avlamaya gittiğimiz günleri, yeşil ormanları, pınarları, geceyi ve gündüzü özlüyorum. Nepra'yı düşünüyorum böyle zamanlarda. Ekmek yaptığı odayı ve kokusunu özlüyorum. Lambar'ın başlattığı bu savaş dünyayı sırtımızdan kaydırdı.Şimdi tek yükümüz hayatlarımız.
- Vandor! Uyan! Chates'ler burada. Kemiklerim toprağa mühürlenmiş gibi bir acıyla uyanıyorum.
- Chates ve adamları Zada yakınlarında biraz içme suyu bulmuşlar. Bu sayede iki gün daha dinlenmeden yol alabiliriz. Ledan'ın sanki başka çaremiz varmış gibi konuşmasına öfkeleniyorum.
Tekrar yola koyulacakken atların huzursuz hali dikkatimi çekiyor. Gün daha önce olmadığı kadar sessiz.
Mavi ışık huzmeleri gözlerimizi yoruyor. Karşımızda beliren tepeler net ve iniltili. Sanki biraz sonra ağızları belirecek ve çığlık atmaya başlayacaklarmış gibi duruyorlar.
Ketan'a yaptığımız bir yolculuğu anımsıyorum. O kış her gece ocağımız yanardı. Bolluk dolu bir kıştı. Yine de avlanmak için Ketan'a giderdik.
Sıcak... İçme suyu yok. Mar'dan gelen tuta var sadece. Sirkenin içine at pisliği karıştırılmış gibi kokusu ama yola devam etmemiz için katlanmak zorundayız.
Bir daha göremeyeceğimiz ulu göğün altında hayatlarımızı geri kazanmak için yollardayız. Vahşi hayvanları avlamaya gittiğimiz günleri, yeşil ormanları, pınarları, geceyi ve gündüzü özlüyorum. Nepra'yı düşünüyorum böyle zamanlarda. Ekmek yaptığı odayı ve kokusunu özlüyorum. Lambar'ın başlattığı bu savaş dünyayı sırtımızdan kaydırdı.Şimdi tek yükümüz hayatlarımız.
- Vandor! Uyan! Chates'ler burada. Kemiklerim toprağa mühürlenmiş gibi bir acıyla uyanıyorum.
- Chates ve adamları Zada yakınlarında biraz içme suyu bulmuşlar. Bu sayede iki gün daha dinlenmeden yol alabiliriz. Ledan'ın sanki başka çaremiz varmış gibi konuşmasına öfkeleniyorum.
Tekrar yola koyulacakken atların huzursuz hali dikkatimi çekiyor. Gün daha önce olmadığı kadar sessiz.
Mavi ışık huzmeleri gözlerimizi yoruyor. Karşımızda beliren tepeler net ve iniltili. Sanki biraz sonra ağızları belirecek ve çığlık atmaya başlayacaklarmış gibi duruyorlar.
Ketan'a yaptığımız bir yolculuğu anımsıyorum. O kış her gece ocağımız yanardı. Bolluk dolu bir kıştı. Yine de avlanmak için Ketan'a giderdik.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)