Aşk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Aşk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Kabul et

Neden hep daha uzağa gitmek isteriz?

Bir nedeni yoksa bile yaşamın bir nedeni olmalıydı insanın
çünkü zalim olan bizdik aslında
nedenlere sığınmadan

Neden böylesin? diye soranlara cevap vermeye üşenmekten kendimize zalim olduk
sustuk
hep bir yerlere sığındık
sığmaya çalıştık küçük kalplere

Yerimiz yok
bu yüzden hep uzaklara gideceğiz
hayallerimiz hep yarım kalacak
gerçekleşmesine ramak kalmışken

Kendimizle barışmak için büyümek yetmeyecek
hep çocuk kalacak dertlerimiz
yeter artık büyü diyenler
kaç yaşındasın utan diyenler olacak

Zaman tüm ağırlığıyla ezecek seni
üstünden bir dünya geçecek
doğal afetleri dahil
kabulleneceksin

Olmayacak

Ben sizler gibi olamam
Aranızda barınamam
Boğulurum
Biliyorum yine çekip gitmek isteyecek canım
Gözlerimi kör edecek dizginleyemediğim heveslerim
Belki bir gün hata yapmaktan vazgeçerim diyeceğim yine
Belki bir gün gerçekten mutlu olmak için giderim
Olmayacak
Oturduğum yerden kalkamayacağım
Mutsuzluktan boğulacağım
Yeniden aranızda olmak isteyeceğim
Sesinize hasret fakat yüzünüzden tiksinerek isteyeceğim sizi
Beni görmezden gelmek elinizde
Çocuk hayallerim hala benimle

Yok gibi

Gördüğün gibiyim
Bıraktığın gibi
Anlatamadığım gibi
Hiç olamayacağım gibi
Her şeyi olduğum gibi
Bir maceraya atıldığım gibi
Anılarımdan korktuğum gibi
Görmezden geldiğin gibi
İçimi gördüğüm gibi

Bir bağlayıp bir çözdüğüm
gibi

Şimdi olduğu gibi
Bir daha olmayacağı gibi
Laf olsun diye değil
Lafım olsun diye
Ben gibi değil
Sen gibi

Seni seviyorum

Bir gün yeniden ve inatla hala sana seni sevdiğimi söyleyeceğim
Mutlulukla değil, özlemle değil, çok geç kalmışlıkla değil
Sadece olması gerektiği gibi, dünyanın yine zalim olduğu fakat şeytan kanatlarını kopardığı bir anda
Öylece ve olması gerektiği için
Ağaçların kök salması gibi toprağa
Derin ve tanıdık
Sana seni sevdiğimi söyleyeceğim

Meliha


Dört köşe perişan olmaya devam edeceğiz. Sen de biliyorsun mutlu olamayız biz. Seninle bile mutlu olamam ben. Sokaktan beri gelmem. Çok içerim. Her şeye söverim. Kalbim çok acır benim. Senin de kalbini kırarım. Yani olmaz be güzelim olmaz. Ben çok istesem bile olmaz ama yine de git diyemiyorum. Gitme.

Ayrılamıyoruz Melihayla

Eylül sonu

İçimdeki boşluğu sana anlatmanın bir yolu olmalı. Ağzım kalabalık. Yüzüm, her yüzden biraz daha buruk ve mutlu. Zaman sadece hatırlamama yardımcı oluyor; ne eksik ne fazla. Kabul etmem gerek bencil bir silici var hafızamda, kimi zaman iyileri seçiyor. Ama bu sadece seni düşünürken oluyor. Ben, çoğu zaman, kendimi en boşluğuna atıyorum kötü hatıraların.
Dizlerimin üstüne çok düştüm. Ne zaman kabuklarını attım yaralarımın, bilmiyorum. Ben aslında, genelde, hiçbir şey bilmiyorum. Sana ne fazla ne de eksik anlatmak istiyorum. Sanırım bu yüzden saçmalıyorum. Sen bunun önemli olmadığını söylüyorsun fakat ben, aynadaki bencil ifademi görüyorum böyle zamanlarda ve bu halim hiç hoşuma gitmiyor. Sonra senin beni bu halimle de seveceğini ima eden ve aslında bana hiç aşina olmayan o bakışını atıyorsun. O sırada bir bira daha içsem mi diye düşünüyorum, sanki çok az şey düşünüyormuşum gibi bir de bunu düşünüyorum...
Saate bakıyorum. Vakit geç olmuş. Keşke seninle biraz daha kalabilsem... Kalınmıyor... Herkes evine gitmeli. Herkesin bir yatağı olmalı ve herkes kendi kapısında sızmalı.
İkimizin bir evi olabileceği ihtimali bile ne güzel.

Seni tanıdığımdan beri bir gemi geçiyor içimden


Hani böyle karanlık bir gecede
bir yokuşu inerken
bir köşeyi dönersin de deniz çıkar ya karşına
sonra o denizde bir gemi belirir şıkır şıkır ışıklarla geçip gider
sen sevinirsin, hiç nedensiz
öyle işte
seni tanıdığımdan beri öyle bir gemi geçiyor içimden


işte 

Gidene ait yıkıntılar

Acı...
acı mı diyorsunuz bana

O zaman dile gel ve söyle ne acısıdır seni kırk kat eden
ana mı, baba mı
yok dersin de aşk kapılarını açar sana
yaralanmış bir kuşun gözünden anlatır tüm manzarayı
tüm savaşı anlatır

Tüm bu yıkıntılar gidene aittir